Category Archives: Haberler

Haberler

Joshua Bell-Metroda Violin Deneyi

joshuaSoğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca 6 farklı Bach eseri çalar. Bu süre icinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancinin önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya basladiktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yasli bir adam kemanciyi fark edip, yavaslar ve birkac saniye sonra da gitmek zorunda oldugu yere yetismek uzere yine hizla yoluna devam eder.

Kemanci ilk bir dolar bahsisini bundan bir dakika kadar sonra alir. Bir kadin yürümesine ara vermeksizin parayi kemancinin önüne koyduğu kaba atarak, hizla gecer, gider. Birkaç dakika sonra, bir baska adam duraklayip, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında, işe geç kalmamak icin acele ettiğini belirten ifadelerle hizla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur.

Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, cekistirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasina dönüp dönüp kemanciya bakarak, çaresizce annesinin pesinden gider. Buna benzer şekilde birkac cocuk daha olur ve hepsi de anne, babalari tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kisa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemanci çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayi bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancisi Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafindan algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.

Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algilayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif aliyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir üç dakikamız dahi yoksa, hayatta başka neleri kaçırıyoruz acaba?

Augustos -2013

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Araştırma, Haberler, Hikaye

2012-En Çok Kazanan 10 Futbolcu

mes 1:Lionel Andres Messi:33 milyon Euro

Doğum Tarihi:24 Haziran 1987-Arjantin

Klüp:Barcelona

Futbola Başlama yaşı:8

2:David Beckham:31.5 milyon Euro

Doğum Tarihi:2 Mayıs 1975-İngiliz

Klüp:Los Angeles Galaxy

Futbola Başlama yaşı:17

3:Christiano Ronaldo:29.2 milyon Euro

Doğum Tarihi:5 Şubat 1985-Portekiz

Klup:Real Madrid

Futbola Başlama yaşı:8

4:Samuel Eto’o Fils:23.3 milyon Euro

Doğum Tarihi:10 Mart 1981-Kamerun

Klüp:Anzhi Makhachkala-Rus

Futbola Başlama yaşı:-

5:Wayne Rooney:20.6 milyon Euro

Doğum Tarihi:24 Ekim 1985-İngiliz

Klüp:Manchester United

Futbola Başlama yaşı:10

6:Sergio Aguero:18.8 milyon Euro

Doğum Tarihi:2 Haziran 1989-Arjantin

Klüp:Manchester City

Futbola Başlama yaşı:9

yaya7:Yaya Toure:17.6 milyon Euro

Doğum Tarihi:13 Mayıs 1983-Cote d’Ivory

Klüp:Manchester City

Futbola Başlama yaşı:13

8: Fernando Torres:16.7 milyon Euro

Doğum Tarihi:20 Mart 1984-İspanyol

Klüp:Chelsea

Futbola Başlama yaşı:4

9:Ricardo Kaka:15.5 milyon Euro

Doğum Tarihi:22 Nisan 1982-Brezilya

Klüp:Real Madrid

Futbola Başlama yaşı:7

10:Philipp Lahm:14.3 milyon Euro

Doğum Tarihi:11 Kasım 1983-Almanya

Klüp:Bayern Munih

Futbola Başlama yaşı:11

Ocak-2013

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under Haberler, İş Hayatı

Yazar Ormanları-Siz Okudukça Türkiye Çöl Olmayacak!

SabahattinOrmanlarımız bizim geleceğimiz, onları korumak da kitapseverler olarak çevreye borcumuz.

İstiyoruz ki biz okurken doğal ormanlarımız yok olmasın, yeşiller gelecek nesillere kalsın. İşte bu sebeple, idefix‘ten her sene satılan kitaplar için kesilen ağaçları doğaya geri kazandırıyoruz. TEMA ya da ÇEKÜL birlikteliğinde her sene gerçekleştirdiğimiz bu ormanlarımıza da, idefix üyelerinin oylarıyla belirlediğimiz yazarlarımızın isimlerini veriyoruz. Üyelerimizin oylarıyla belirlediğimiz ilk ormanımız Yaşar Kemal‘e (2009), ikincisi Nazım Hikmet‘e (2010) ve üçüncüsü  Sabahattin Ali‘ye (2011), dördüncüsü de Aziz Nesin’e (2012) ithaf edildi.

Umuyoruz ki; sizlerin de desteğiyle, daha pek çok yazarımızın adı, kurulacak olan yeni ormanlarda yaşamaya devam edecek.Idefix Yazar Ormanlari.

Idefix.com sitesinden alıntıdır.http://www.idefix.com/kitap/yazarormanlari.asp

Ocak 2013

Yorum bırakın

Filed under Haberler, Kitap

1964’ten Bu Yana Yılın Otomobili

1964-Rover 2000

1965-Austin 1800

1966-Renault 16

1967-Fiat 124

1968-NSU Ro 80

1969-Peugeot 504

1970-Fiat 128

1971-Citroen GS

1972-Fiat 127

1973-Audi 80

1974-Mercedes Benz 450S

1975-Citroen CX

1976-Simca 1307-1308

1977-Rover 3500

1978-Porsche 928

1979-Simca Chrysler Horizon

1980-Lancia Delta

1981-Ford Escort

1982-Renault 9

1983-Audi 100

1984-Fiat Uno

1985-Opel Kadett

1986-Ford Scorpio

1987-Opel Omega

1988-Peugeot 405

1989-Fiat Tipo

1990-Citroen XM

1991-Renault Clio

1992-Volkswagen Golf

1993-Nissan Micra

1994-Ford Mondeo

1995-Fiat Punto

1996-Fiat Bravo/Brava

1997-Renault Megane Scenic

1998-Alfa Romeo 156

1999-Ford Focus

2000-Toyota Yaris

2001-Alfa Romeo 147

2002-Peugeot 307

2003-Renault Megane

2004-Fiat Panda

2005-Toyota Prius

2006-Renault Clio

2007-Ford S-Max

2008-Fiat 500

2009-Opel/Vauxhall Insignia

2010-Volkswagen Polo

2011-Nissan Leaf

2012-Chevrolet Volt ve Opel/Vauxhall Ampera

MAYIS 2012

Sabah Gazetesi

Yorum bırakın

Filed under Araştırma, Haberler

Hizmet Sektörü Dinamik Cıvıl Cıvıl-Grupfoni,Grupanya,Şehir Fırsatı,Yakala Co Sağolsun

Yeni bir trend doğdu.

Lüks bir restoranda akşam yemeği,ucuza tatil yada yabancı dil kursu gibi hizmetlere inanılmaz indirimlerle sahip olmak istemez misiniz?

Ekşi sözlükte bu şehir firsatı siteleri ile ilgili aynen şu tanım yapılıyor

 “her gün yeni bir fırsat teklifi vererek, eğer yeterli alıcıya ulaşabilirse o günün fırsatını %90a varan indirimle müşterilerine sunan kollektif satın alma sitesi. “

Evet internette grup satın alma servisleri adı altında şehir fırsatları sunan Grupfoni,Grupanya,Yakalaco,Şehir Fırsatı gibi siteler hızla gelişim göstermekte ve birbirileri ile rekabet etmekteler.

Bu sanırım en çok bizler gibi tüketicilerin işine yarıyor.

Lakin her zaman hayıflanırım Amerika’da 10-15$’a 18 parça sushi yiyen ben burada aynı şeyi yemeye kalksam kabarık bir hesap öderim diye.

Geçen gün ilk Grupofoni deneyimimi yaşadım ve 80 tl ödemek yerine 49 tl ödeyerek 2 kişilik sushi ve çin yemeği ziyafeti çektim.Sushico’dan.

Son aylarda hızlı yükseliş eğilimi izleyen ”şehir fırsatları” sitelerinin, Türkiye’de 2011 yılı itibari ile hacmi herhalde 100 milyon civari.

Çok talep gören bir fırsatın cirosu, bir gün içerisinde 200 bin lirayı aşabilirken, internetten alışveriş yapan kitlenin tersine, fırsat sitelerinden alışveriş yapanların yüzde 70′ini kadınlar oluşturuyor. Genellikle ilk haftada fırsatların yüzde 10-15′i kullanılıyor.Siteler, fırsatını sunacakları yerin ve kampanyanın üyeler için yeni bir yer olması, farklı bir fırsat olmasına önem veriyor. Fırsat yayınlanmadan önce herhangi bir ücret alınmazken, bazı siteler, fırsattan yararlanmaya gelen müşteri gibi davranarak, işletmede verilen hizmetin kalitesini kontrol ediyor.

Groupon’un Türkiye sitesi Şehirfırsatı.com’un Genel Müdürü Emre Ekmekçi, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Samsun gibi büyükşehirlerde olmak üzere her gün üyelere 20′nin üzerinde, yüzde 90′a varan indirimlerle şehir fırsatları sunduklarını, Groupon’un dünyadaki en büyük 5. pazarı haline gelen Türkiye’de sehirfirsati.com’un 5 ayda 960 bin üyeye ulaştığını, günlük ortalama 2 bin 500 kupon sattıklarını anlattı.

Ücretlendirme sisteminin tamamıyla performansları ve başarı ile doğru orantılı olduğuna işaret eden Ekmekçi, kampanyaya katılan üye sayısı doğrultusunda servis bedeli aldıklarını söyledi.

Ekmekçi, fırsat sunan işyerlerinin dağılımını yüzde 40 yemek, yüzde 40 güzellik, yüzde 20 aktivite şeklinde sıralayarak, şu ana kadar toplam 300 bin kupon sattıklarını, 20 milyon lira tasarruf ettirdiklerini kaydetti.

Her fırsatın farklı hedef kitlesi olduğunun altını çizen Ekmekçi, şu bilgileri verdi:
”İftar gibi dönemsel fırsatların çok ilgi gördüğünün farkındayız. Ayrıca masaj, spa gibi stres giderici fırsatların da iyi sattığını görüyoruz. İnsanların normalde yapmadıkları, akıllarına gelmeyen, varlığından haberdar olmadıkları aktivite fırsatları sunduğumuz zaman çok kısa bir zaman zarfında üst limite ulaştığımızı görüyoruz. Örneğin İstanbul üzerinde helikopterle gezme gibi bir fırsat sabahın erken saatlerinde 650 kişilik üst limite ulaştı.”

Ekmekçi, sundukları fırsatların indirim oranının minimum yüzde 50 olduğunu, bu oranın yüzde 90′lara kadar çıkabildiğini kaydederek, KOBİ’lere 8 milyon liralık potansiyel iş yarattıklarını söyledi.

Türkiye’de internetten alışveriş yapan kitlenin yüzde 70 oranla erkek iken, sitelerinde yüzde 70 kadın, yüzde 30 erkek dağılımı olduğunu kaydeden Ekmekçi, özellikle büyük şehirler haricinde daha küçük şehirlerin aktif şekilde alışveriş yaptığını kaydetti.

Ekmekçi, Türkiye’de kupon kullanım oranı çok yüksek olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’de 2011 yılında toplam pazarın 100 milyon liralık hacme ulaşmasını beklediklerini ifade etti.

Başarılarını üye işyerine kaç tane yeni müşteri kazandırdıklarıyla ölçtüklerini belirterek, fırsatı alan üyeleri farklı yollarla fırsattan yararlanmaları konusunda teşvik ettiklerine dikkati çekti.

Ekmekci ayni zamanda Üyelerin sosyal medya veya email ile yapmak istedikleri aktiviteleri, şehirlerinde gitmek istedikleri ya da gitmeyi sevdikleri yerler ile ilgili taleplerini ilettiğini aktardi.

 -”PAZARLIK YAPMAK TÜRK İNSANININ KANINDA VAR”-
Grupfoni Üst Yöneticisi (CEO) Burak Hatipoğlu, Grupfoni’nin 500 bine yaklaşan üyesine toplam 6 şehirde hizmet verdiğini, günde ortalama 15 değişik fırsat sunulduğunu ve 750 civarında değişik işletmeyle anlaşmaya varıldığını anlattı.
Hatipoğlu, 300 civarı ile İstanbul ağırlıkta olmak üzere 700′e yakın fırsat yayımladıklarını, müşterilere 145 bin kupon sattıklarını ve alışveriş yapanların bugüne kadar 20 milyon dolarlık tasarruf ettiğini kaydederek, şu bilgileri verdi:
”Şimdiye kadar güzellik-kişisel bakım kampanyalarımızdan çok iyi geri dönüşler aldık. Ortalama yüzde 80-90 indirimli bu kampanyalarda yüksek sayılı satış rakamlarına ulaşabiliyoruz. En yüksek satışımızı ise 3 bin 527 ile Anadolu yakasının güzel mekanların birinde sunduğumuz kahvaltı fırsatı ile gerçekleştirdik. Sinema bileti fırsatını sunduğumuz gün de 3 bin adetlik bir satışımız oldu. Kampanyanın bir satış üst limiti olmasaydı bu satış ile 30 bini de bulurduk. Bunun dışında da ayrılan kontenjanların dolması sebebiyle kampanyalarımızı sık sık gün içinde sonlandırmamız gerekebiliyor.”
Toplamda 3,5–4 milyon dolarlık bir sektörden bahsedebileceğine ve aydan aya ciddi büyüme rakamları oluştuğuna dikkati çeken Hatipoğlu, kuponların kullanım oranının, yüzde 100′e yakın olduğunun altını çizdi.
Hatipoğlu, işyerlerini sık sık teftişe çıktıklarını, fırsattan yararlanmaya gelen grupfoni müşterisi gibi davranarak işletmede verilen hizmetin kalitesini kontrol ettiklerini söyledi.
Türk kullanıcısının ”kolektif alım gücü” modeline gösterdiği ilginin yüksek olduğunu vurguluyan Hatipoğlu, şu değerlendirmelere yer verdi:
”Türk insanı olarak lüksü ve markayı seviyoruz ama paramızın değerini de iyi biliyoruz. Ayrıca pazarlık yapmak Türk insanının kanında var. Bu iş modelinde fırsatlar önünüze pazarlığı yapılmış halde geliyor. Büyük kolaylık. İş modelinin sağladığı sosyallik olgusu da müşterilerimizin hoşuna gidiyor. Müşterilerimizin o güne kadar gerçekleştirmeye fırsat bulamadığı ya da cesaret edemediği hizmetlerden yararlanmasına ön ayak oluyoruz. Mesela yüksek fiyatı sebebiyle gidemediği bir restoranda fırsatımız sayesinde gidip harika bir akşam geçirdiği için bize e-posta gönderen sayısız müşteri mevcut.”

-BİR GÜN İÇİNDE 17 BİN 40 KİŞİ SATIN TURKUAZOO GİRİŞ BİLETİ ALDI-
Grupanya Üst Yöneticisi (CEO) Esra Sertoğlu, Grupanya’nın, üye sayısı 250 bine ulaşırken, üyelerin satın aldığı fırsat sayısının 155 bine yaklaştığını, yayımlanan fırsatların üyelere sağladığı kazancın bugüne kadar toplam 10 milyon 500 bin lirayı geçtiğini söyledi.
Bugüne kadar en çok ilgi gören fırsatlardan birinin 29 Eylül’de sundukları Turkuazoo girişi fırsatı olduğunu kaydeden Sertoğlu, ”Grupanya’da sunduğumuz bu fırsatı bir gün içinde 17 bin 40 kişi satın aldı. Bu dünya çapında, yapılmış rekor satışlardan biridir. Ayrıca, sunduğumuz en çok ilgi gören fırsatlar arasında spa, masaj, yoga dersleri ve seçkin restoranlara yönelik sunduğumuz fırsatlar da yer alıyor” dedi.
Sertoğlu, çok talep gören bir fırsatın cirosunun bir gün içerisinde 200 bin lirayı aşabildiğine dikkati çekerek, Grupanya’dan alışveriş yapanların yüzde 70′e yakınının kadın, 25-40 yaş arasında, büyük şehirlerde yaşayan kişiler olduğunu, genellikle ilk haftada fırsatların yüzde 10-15′inin kullanıldığını kaydetti.

-75 ADET iPad İÇİN 35 BİN KİŞİ SİTEYE GİRDİ-
yakala.co Kurucu Ortağı  Mehmet Keteloğlu, sunulan fırsatların genel dağılımını, ”yeme/içme”, ”kişisel bakım”, ”eğitim/kurs”, ”profesyonel hizmetler”, ”gezi/tur”, ”aktiviteler” ve ”ürün” şeklinde sıralayan Keteloğlu, şu bilgileri verdi:
”En hızlı satışı yapılan fırsat, site açılışında sunduğumuz özel baskılı ve içerikli ‘iPad CMYLMZ Special Edition’ oldu. İçinde Yahşi Batı filminin senaryosu ve daha önce yayınlanmamış onlarca kamera arkası fotoğraf bulunan bu iPadler’in arkasında da Cem Yılmaz’ın imzası yer aldı. iPadler piyasa fiyatının yüzde 40 altında satışa sunuldu. Siteye girecek ilk 75 kişi bu ipad’i satın alabilecekti. Ancak aynı dakikalar içerisinde 35 bin kişi siteye girdi ve 221 kişi satın aldı. Biz 146 kişiyi mağdur etmedik, paralarını geri ödeyerek heveslerini de kırmadık. Onlara özel olarak 146 ipad daha hazırlandı.”
Sunulan fırsatlara bağlı olarak dağılım değişse de, genel olarak alışveriş yapan kitlenin yüzde 65′inin kadın, yüzde 35′inin erkek ve ağırlıklı olarak 25-40 yaş aralığında yer aldığını kaydetti.

Not:AA haberinden alıntı mevcuttur.

 

Sibel Gökmen

Nisan-2012

1 Yorum

Filed under Haberler

Telefon Kütüphanesi Projesi

Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı (GETEM) ve Türk Telekom, Türkiye’nin ilk telefon kütüphanesini hayata geçiriyor. Telefon Kütüphanesi Projesi ile yüzlerce sesli kitap 0 800 219 91 91 numaralı telefon üzerinden görme engelli Türk Telekom müşterilerine ev telefonları üzerinden ücretsiz olarak sunuluyor.

GETEM ve Türk Telekom işbirliği ile hayata geçen Telefon Kütüphanesi Projesi kapsamında görme engelli Türk Telekom müşterileri GETEM kütüphanesindeki yüzlerce kitabı ücretsiz olarak dinleyebiliyor.

Görme engelli Türk Telekom müşterileri GETEM’e engelli olduklarını belgeledikleri rapor veya özürlü kimlik fotokopilerini yollayarak üye olduktan sonra aldıkları şifreleri ile sesli kitaplara ücretsiz olarak erişebiliyor. Sadece ev telefonları üzerinden faydalanılabilecek olan Telefon Kütüphanesi Projesi’nin kullanıcıları; dilediği kitabı seçme, bir sonraki aramada kaldığı yerden devam etme veya bölümler arasında ileri geri gidebilme gibi seçeneklere sahip.

Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren GETEM’e www.getem.boun.edu.tr adresinden üye olan görme engelliler binlerce sesli kitabı internet üzerinden tamamen ücretsiz olarak dinleyebiliyorlar. Bilgisayar ve interneti kullanma olanağı bulunmayan görme engelliler ise Telefon Kütüphanesi Projesi ile sesli kitapları dinleyebilecekler.

Kütüphanede Amin Maalouf’tan Paulo Coelho’ya Aziz Nesin’den Nazım Hikmet’e,Andre Gide’den Honore de Balzac’a yüzlerce yazarın değerli eseri bulunmakta.

http://www.turkiyeyedeger.com.tr/telefon-kutuphanesi.htm

Aralık 2011

 

Yorum bırakın

Filed under Haberler

CÜCE’NİN BÜYÜK MARİFETİ-NANO TEKNOLOJİ

Nano Teknoloji içinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli sanayi devrimi olarak nitelendiriliyor. Kirlenmeyen ve kendi kendini temizleyen yüzeyler, bakterisiz ortamlar, birçok hastalığın tedavisi, çizilmeyen arabalar. Aslında birçoğu bugün hayatımıza girdi bile!

Nano teknoloji sayesinde üzerinize giydiğiniz elbisenin veya evlerinizdeki koltukların ıslanmaması, kirlenmemesi mümkün. Otomotiv sektörünün en önemli sorunlarından biri olan araçların üzerindeki boyaların çizilmesi ve kaportalarının aşınması sorunu da nano teknoloji sayesinde çözülüyor.

Çok fazla pencereye sahip olan ve temizlenmesi sorun olan dış cepheler kendi kendini temizleyebiliyor. Ev kadınlarının nefret ettiği mutfak, banyo ve tuvalet temizliği sorun olmaktan çıkmış durumda. Ahşap veya beton yapılar nemden, sudan veya kirden etkilenmiyor.

Aslında doğada zaten var olan mevcut birçok teknoloji hayata geçirilmiş. Örneğin Amazon ve Afrika da balta girmemiş ormanlarda yetişen ve oradaki insanlar tarafından kutsal kabul edilip uğruna tapınılan bir bitki olan Lotus çiçeği hayatı boyunca hiçbir şekilde üzerinde su, yağmur, çamur ve kir barındırmamaktadır. Lotus çiçeğinden esinlenerek hayata geçirilmiş nano teknolojik koruma sistemleriyle elde edilen bu sonuca da lotus etkisi deniliyor.

Dünya ülkelerinin 2008 için bu teknolojiye ayırdıkları pay tam 8,6 milyar dolar. 2015 yılı için belirtilen rakam ise 1 trilyon dolar.

 

Peki nedir bu Nano Teknoloji?

Nano teknoloji, atomların tek tek kullanılarak, yalnızca çalışabilen değil, iş gören, makro, dünyada olmayan niteliklere sahip aygıtların üretilmesi ve kullanılmasını amaçlayan bir alan.Türkçe ‘ye ‘moleküler üretim’ diye çevrilebilecek nano teknoloji kavramı, son yıllarda çokça adından söz ettirmekte.

 

Bir nanometre, milimetrenin milyonda biri. Bu öylesine küçük bir uzunluk birimi ki, görüp dokunabildiğimiz nesneler dünyasındaki herhangi bir şeyle karşılaştırmaya çalışmak saçma oluyor. Örneğin, bu cümledeki virgül yaklaşık 500.000 nanometreye yayılıyor.Nano değeri, maddenin atomdan önceki son basamağını gösteriyor. Nanometre terimi, antik Yunanca ‘da ‘cüce’ anlamına gelen ‘nano’ kökünden geliyor.Nano teknolojinin bir başka tanımıysa, üretilmek istenen maddenin, atomlarından başlayarak yapılması. Kavramı ilk defa dile getiren Amerika Birleşik Devlerin ‘den Eric Drexler ‘dir.Nano teknoloji üzerine yoğunlaşan Foresight Enstitüsü ‘nin kurucusu plan Drexler, ünlü MIT laboratuarındaki eğitimi sırasında, biyolojik sistemlerden esinlenerek, moleküler makineler yapılabileceğini önermiş, nano teknoloji kavramını ortaya atan kişi olmuştur.

 

Atomlar ve nano teknoloji

Doğanın temel taşını oluşturan atomların gözle görülemeyecek kadar küçük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu atomların dizilişleri sonucunda farklı tür malzemeler meydana gelmekte. Örneğin, eğer kömür atomlarının sıralanışı değiştirilebilseydi elmas bile elde edilebilirdi.Günümüzde moleküler düzeyde üretim yöntemleri açısından çok da ileri bir durumda olmadığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz.Günlük yaşamın çoğu alanında yapabildiğimiz işlemler, öğütme, ezme ve ısıtma gibi yöntemlerle maddeleri şekillendirmek.

 

Atomların dünyasında kuantum etkisi (Kuant: Bir fiziksel alanın parçacık olarak kabul edilen enerji birimidir) ve kuantum mekaniği (Enerjinin kuant yapısını dikkate alan mekanik) ultra ince kaplamalarda önemini gittikçe arttırmaktadır. Ev eşyalarında olsun, otomobil, uçak, malzeme tekniği, bilgisayar dalında olsun Nano parçacıklar yüzeylere, çizilmezlik ve parçalanmama özelliği ile korozyona karşı dayanıklılık ve büyük ölçüde kaydırma özelliği kazandırmaktadırlar.

 

Eğer malzemelerin içinde karışık bir şekilde oradan, oraya dolaşan molekülleri, her atomun olması gereken yerde olacak şekilde, düzenlemek mümkün olsaydı, imkânsız olan bir şeyi gerçekleştirmek de mümkün olurdu. Kontrollü ve sıkı bir düzene sahip malzemeler yeni bir güç kazanırlar. Üretim işlemleri daha basit, daha ucuz ve daha fazla çevre dostu olurlar.

 

 

Nano Teknolojisi molekülleri elektrik akımı, mıknatıslık ve kimya ile manipüle ederek, bunların kendi, kendilerine düzenli bir şekil almalarını sağlar. Burada doğanın kendisi de bir örnek teşkil eder. Örneğin hücreler ve işlevleri gibi. O halde Nano Teknolojisinin hedefi moleküllerin kendi, kendilerini düzenlemeleri ve insan elinin bu işe karışmamasını sağlamaktır.

 

Georgia Tech Üniversitesi profesörlerinden Ralph C. Merkle ‘in günümüzdeki işleme teknolojisi ile çok güzel bir benzetmesi var: “Şu anda gerçekleştirebildiğimiz işlemler, elerinde boks eldivenleri olan bir kişinin lego oyuncaklar ile bir şeyler yapmasına benzetilebilir.Bu küçük lego parçalarının kullanarak bir şeyler yapabilirsiniz, ama yaptıklarınız oldukça kaba bir halde olur.Halbuki bu parçaları hassas bir şekilde bir araya getirebilirsek çok daha hızlı bir biçimde daha hassas ürünler ortaya çıkabiliriz. İşte bu noktada nano teknoloji devreye giriyor.Nano teknoloji sayesinde bu eldivenleri çıkarma imkanına sahip olacağız.Doğanın temel taşlarını oluşturan atomları ucuz bir biçimde ve kolayca düzenleyebileceğiz. Bu şekilde üretilen ürünler daha dayanıklı, daha hafif ve daha hassa özelliklerle donatılmış olacak.”

 

 

Nano teknolojinin hedefleri

• Uygun atomları ya da molekülleri doğru biçimde bir araya getirerek istenen yapıyı oluşturmak.
• Yapı bölümlerinin kontrollü biçimde kendi kendilerinin kopyalamalarını ve büyümelerini sağlamak.
• Moore Yasası ile öngörülmüş ve gerçekleşmiş olandan çok daha hızlı bir gelişme sağlamak(Moore Yasası üzerinde diretmelerinin sebebi ne anlamadım)
• Canlı yapılara cansız yapılanların bir arada işlev görmesini sağlamak.
Büyük devletler savunma sanayinin gelişmesi adında bu çalışmalara yüz milyonlarca dolar aktarıyor. Nano tabanlı projeler arasında bir hafta uykusuz kalabilmesine rağmen yüksek performansından hiç bir şey kaybetmeyen süper askerler, insansız uçabilen ve arıza yaptığında kendini tamir edebilen uçaklar gibi çalışmalar bulunuyor.

 

OTOMOBİLİNİZİN DEĞERİNİ ARTIRIYOR

Nanoyla kaplanmış otomobil boyaları taş vurmalarının yarattığı çiziklere karşı dayanıklı hale geliyor. Kaplanan yüzey kir ile teması en az düzeye indirgiyor. Ayrıca, kaplanan yüzey su ve yağ gibi sıvıları itme özelliği kazanıyor. Yüzey temizleme maddelerine ve basınçlı buhar makinelerine gerek kalmadan zift, sinek artıkları ve kuş pislikleri su veya nemli bir bezle temizlenebiliyor. Pastaya ve cilaya gerek kalmadan parlaklık korunuyor.

Dayanma süresi ise yaklaşık 2yıl. 2 yıl sonunda tekrar yapıldığında ise nano parçacıkları boyanın üstüne daha iyi tutunabildiklerinden ilk yapılan kaplamadan daha etkili oluyor. Kaplama paslanmaya karşıda koruyor. Dolayısıyla aracınızın ömrü uzarken değeri de artıyor.

En zor temizlenen yerlerden biri olan jantlar kaplama yapıldıktan sonra suyla veya nemli bir bezle temizlenebiliyor. Jantlar çok uzun bir süre parlaklığını koruyor.

KAZA RİSKİ AZALIYOR

Nano teknolojik yüzey koruma sistemleri otomobil camında da uygulanabiliyor. Özellikle kötü hava koşulları nedeniyle sürücüler zor durumda kalabiliyorlar. Sağanak yağmur, diğer araçlardan sıçrayan su ve çamur sürücünün görüşünü engellediği için kaza riskini de beraberinde getiriyor. Nano teknolojik kaplama sayesinde görüşünüzün engellenmesi büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Hatta hızınız 80km‘nin üzerindeyse sileceklerinizi çalıştırmaya bile gerek duymuyorsunuz.

Gece yolculuklarında çok sık meydana gelen sorunlardan biri de karşı trafiğin sürücünün gözlerini alması. Kaplama yapılan camla görüşünüz daha fazla netlik kazanırken, karşı trafiğin ışıklarının da gözünüzü alması daha aza iniyor.

Kaplama camların çok kolay temizlenmesine olanak sağlıyor. Camlar kuru veya nemli bir bezle kolayca temizlenebiliyor.Kaplamanın ömrü ön camlarda 6 ay diğer camlarda ise 12 ay veya 20.000km. İstenirse çift bileşenler kullanılarak bu süre iki katına çıkartılabiliyor.

 

HANIMLAR İÇİN BÜYÜK KOLAYLIK

Nano teknolojik yüzey koruma sistemleri hanımlar içinse geçekten büyük bir kolaylık sağlıyor. Hanımların ocak, lavabo, duş kabinleri ve tuvaletler için temizlik maddelerine verdiği paralar, bunların ellerine ve ciğerlerine verdiği zararlar ve tabi harcanan zaman da hanımlar için büyük bir sıkıntı. Fakat nano kaplanan bu yüzeylerin temizlik aralıkları azaldığı gibi yüzeylerin temizliği de yalnızca su veya nemli bir bezle yapılıyor. Zira bu yüzeylerin üzerine yağ bile dökülse yapışması imkânsız hale geliyor. Üstelik de bakteriler kaplamanın ömrü sona erinceye kadar bu yüzeylere nüfuz edemiyor.

Koltuğunuza çay, kahve vb lekelerin oluşması engellenebiliyor!
Nano kaplamanın yapabilecekleri bununla da sınırlı kalmıyor. Özellikle açık renkli koltuk yüzeylerine, hele de beğenilerek büyük paralara alındıysa neredeyse oturulmaya kıyılamıyor. Her an çay, kahve veya başka bir maddenin dökülme riskine karşı nano teknolojik yüzey koruması iyi bir fikir. Kaplanan tekstil yüzeyin leke tutma olasılığı çok az, hatta sıvılar tekstilin üzerinde kalıp içine sızamıyor. Size kalansa bu sıvıyı bir kâğıt havlu ile almak. Kaplamanın ömrü ise 60 yıkamadır.

Ankastre Ürünlerde Parmak izleri önlenebiliyor!
Paslanmaz çelikten mutfaklardaki veya davlumbaz/aspiratör vb. metal eşyalarda sorun olan parmak izleri de büyük ölçüde önlenebiliyor. Bu yüzey de ki yağların ve lekelerin temizliği ise hiçbir temizlik maddesi kullanmadan yalnızca nemli bir bezle silinerek yapılabiliyor.

 

KENDİNDEN TEMİZLENEN CAMLAR

Özellikle cam miktarı fazla olan yapılarda ya da büyük vitrinli iş yerlerinde dış cephe camlarının temizliği büyük uğraş gerektirir. Fakat nano kaplama yapıldıktan 6 hafta sonra dış yüzeyler kendinden temizlenme özelliği kazanıyor. Kaplamanın dayanıklılık süresi ise yaklaşık 3 yıl.
TiO2’nin 2 özelliği mevcuttur. Bunlardan biri aşırı hidrofil olması, yani suyu kendine çekmesidir. Bu özellik suyun dağılması ve çekilmesini etkiler.Bu etki pencereleri temizler ve aşırıya kaçan durumlarda organik parçacıkları CO2 ve H2O ‘ya ayrıştırır. Bu etkinin oluşması için birkaç haftanın geçmesi gerekir, zira Titanyum di oksidin matrisin içine yerleşmesi ve camı mevcut kirlerinden kurtarması gerekir. Kendini ve zemini kurtardıktan sonra çevrenin kirlerini katalitik olarak ayrıştırmaya ve bozmaya başlar. Dağılma etkisi suyun eşit ölçüde dağılımını ve leke bırakmadan kurumasını sağlar.

Camların kendinden temizlenmesinin insan eliyle temizlenmesinden daha etkili olmadığını fakat devamlı temizlennememesinden kaynaklanan aşırı kirliliklerin önlenebildiğini belirttiler. Ayrıca koruma yapılan tüm yüzeylerdeki gibi bu camlarında uğraşmadan çok kolay temizlenebileceğini belirtiyorlar. Zira nemli hatta kuru bir bezle yapılan yüzeysel bir temizlik yeterli oluyor.

KİRLENEN VE RENGİ DEĞİŞEN PVC’LER

Yağmur, kar ve toz her zaman pencerelerin silinmesi ve temizlenmesi için neden oluştururlar. Ama bununla genelde iş bitmez, çünkü çerçeve de kiri tutar ve bu kir plastiğe öyle yapışır ki temizlenmesi de bir o kadar güç olur. Nano teknoloji sayesinde geliştirilen plastik kaplaması, kirin sadece yüzeyde kalmasını ve nemli bir bez ile kolayca silinmesi veya az bir su ile akıtılması için yeterli oluyor.

Evlerde kullanılması için birde nanosilgi üretilmiş. Süngere benzeyen ve kullanıldıkça eriyen bu ürün özellikle ev hanımlarının çok işine yarıyor. Bu lekeler her hangi bir temizlik maddesine gerek kalmadan silgi ile rahatlıkla silinebiliyor.

Nanosilginin marifetleri bununla da kalmıyor. Bina cepheleri, duvarlar, zeminlerdeki çizgi ve lekeler, duvarlara yapılmış resim ve yazılar, kalıcı markalamalar, baskı boyaları, mühür mürekkepleri, duvar boyası ve zamk kalıntıları, yapışmış çiklet kalıntıları, rengi değişmiş metaller, kurşun kalem izleri, lastik izleri, zift ve bunlar gibi lekeleri temizlik maddesine gerek kalmadan yalnızca biraz su ile temizleyebiliyor.

HİZMET İŞLETMELERİNDE TASARRUF

Oteller , restoranlar, alış veriş merkezleri, hastaneler vb. kapalı yaşam alanlarında ise geç kirlenen, temizlik maddeleri kullanılmasına gerek kalmadan kolaylıkla temizlenen mutfak, tuvalet ve diğer alanların bu teknolojiyle kaplanması kendileri açısından paradan ve zamandan tasarruf sağlarken müşterileri açısından da tercih edilen unsur olacaktır.

Zemin için yapılan kaplamalar ise özellikle eğlence salonları ve gastronomi işletmelerindeki kırmızı şarap ve benzeri çıkarılması zor lekeler için iyi bir çözüm. Bunların dışında, araba tamirhanelerinde, araba yıkama tesislerinde, ve benzeri yerlerdeki zeminin kir, yağ, ve diğer maddelerle kirlenmesine karşı yapılan zemin kaplaması bu tip kirliliklere karşı uzun süreli bir korunma sağlayarak, bunların zemine nüfuz etmelerini önlüyor.Temizlik yalnızca su ile yapılabildiği gibi zemin kaplaması emici olmayan yüzeylerde 5 yıl emici olanlarda da 15 yıl gibi uzun süreli koruma sağlıyor. Kullanımıysa püskürtülerek yapıldığından hayli kolay.

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE REKABET

Nano teknoloji inşaat sektörüne de damgasını vuruyor. Nano teknolojiden yararlanılarak uygulanan zemin- beton kaplaması mineral kökenli zeminlerin aşınmalara ve kirlenmelere karşı dirençli olmasını sağlıyor.

Bu kaplama çimento, beton veya bina cepheleri gibi gözenekli malzemeler için sızdırmazlık sağlıyor. Ürünün ilk tatbikinizden sonra her tür gözenekli yüzeyde görünmez, su sızdırmaz, kir geçirmez ve ültraviyole ışınlarına karşı dayanıklı bir yüzey elde ediliyor. Bu sektörde ki kullanım alanları ise saymakla bitmiyor. Lifli çimento, tuğla, kiremit, klinker, kaplama malzemeleri, fayanslar taş plakalar, mineral zeminler, doğal taşlar, mermerler, mutfak tezgahları kaplamanın kullanılabileceği alanlar olarak göze çarpıyor.

Bunların dışında, mezar taşlarının ve heykellerin kirlenmesi ve renklerinin değişmesi de kaplama sayesinde engellenebiliyor.

Püskürtme yöntemiyle uygulanan bu kaplamanın dayanıklılık süresi ise 15 yıl. Dış etkenlere bağlı olarak bu süre uzayabiliyor.

AHŞABIN ÖMRÜ UZUYOR

Nano teknolojik kaplama bir çok yüzeyde olduğu gibi ahşap yüzeylerde de etkili oluyor. Suyun ahşabın içine geçmesini önlüyor, kirleri itiyor ve UV ışınlarına karşı dayanıklılık sağlıyor.

Özellikle işlenmemiş ahşap yüzeylerde etkili olan kaplama, ahşap evler, ahşap masalar, ahşap garaj kapıları, verandalar veya bahçe çitleri gibi uzun süre kire, neme ve küflerin olumsuz etkilerine maruz kalan yerlere karşı koruma sağlıyor.

Çevrenin etkilerine karşı uzun süreli koruma sağlayan bu kaplama sayesinde yapının veya ahşap eşyanın ömrü de uzamış oluyor. Dolayısıyla sonradan çıkabilecek masraflar daha ilk baştan önlenmiş oluyor.

Ahşap ve taş kaplamaları özellikle restorasyon gerektiren tarihi yapıların ömrünün uzaması için etkili bir yöntem.

 

SAĞLIK VE NANO TEKNOLOJİ
Diğer yandan sağlık alanına yönelik olarak yapılacak akıllı nano robotlar, hastalığın teşhisini koymada önemli görevler üstlenecek ve gerektiğinde hastalıklı bölgelere ilaç vererek tedavi gücünü arttıracaklar. Ayrıca, Nano teknoloji ile işlenmiş gümüş, bakterilerin üremesini engelleyebiliyor ya da yaşamlarını zorlaştırıyor. Nano gümüş olarak adlandırılan işlem bir aşı görevi üstleniyor. Nano gümüş kaplanan yüzeyler bakterilere geçit vermiyor. Asıl uygulama alanları, bakterisiz ve mikropsuz ortamların yaratılması gereken ortamlar. Özellikle hastaneler ve mutfaklar için oldukça faydalı olacak bir buluş.

Nano teknolojilerdeki gelişmeler özellikle kanser tedavisinde yeni açılımlar yaratacağı düşünülüyor. Yakın bir zamanda, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin ortadan kalkacağını söylemek yanlış olmaz. Hayal edilenlerse şaşırtıcı: Nano konteynırlar ile ilaçları vücudumuzun istenilen bir bölümüne güvenli bir şekilde ulaştırabileceğiz. Nano robotlar ile hücrelerimizi onarıp, vücudun bağışıklık sistemini kontrol altında tutabileceğiz. Kemik içi protezler de bu teknoloji kullanılarak yapılacak.

Kanser vakalarında kullanılan ilaçlar, kanserli hücrelere ulaşamadan etkisini yitiriyor. Ama nano parçacıklar bu konuda daha ısrarcı; kanserli hücrelerin büyümesini önlüyor ve onları yok ediyor. Ayrıca ameliyatlarda kullanılan aletlerin geliştirilmesinden kimya ve elektronik alanındaki gelişmelere kadar nano teknolojinin kullanım alanı çok geniş. Vücuda gönderilecek programlanabilir makinelerin kullanımları çok geniş olabilir. Hatta vücuda ek bir bağışıklık sistemi de kazandırabilirler. Hedef hücrelerin özellikleri programlandığında, mesela grip virüslerine saldırabilirler ve bünye hastalanmadan virüs istilasını durdurabilir. Aynı zamanda vücuttaki her bulguyu rapor edip doktorluk da yapabilirler.

 

Hali hazirda Nano Teknolojiler Alzheimer hastaligi ile ilgili ciddi calismalarda kullanilmakta.Beynin nevrotoksik proteinlerle savasinda nanoparticles denilen parcacilar bunlari bloke edecek.

 

Sibel Gökmen-Agustos 29,2011

Kaynak: Bekbars, Science American

Yorum bırakın

Filed under Araştırma, Haberler