Category Archives: Şiir

Kalbime dokunan..

Dilenci-Victor Hugo

victorSen, hergün köşe başlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.

İnan yok farkımız birbirimizden.
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin.

Ama ben, tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim,
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldıki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

Victor Hugo

Şubat 2013

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Şiir

Babam-Aziz Nesin’den

Babamaz

Dünyaların en iyi babası benim babamdır.

Düşmandır düşüncelerimiz

Dosttur ellerimiz

Dünyada tek elini öptüğüm

Babamdır

Kırkını geçtin adam olmadın der

Başım önümde dinlerim

Önünde tek baş eğdiğim babamdır

Sabahlara dek Kuran okur

Anamın ruhuna

İnanır ona kavuşacağına

Bana gavur der

Diş bilemeden

Dünyada tek bağışladığı ben

Tek bağışladığım odur.

Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma

Bitürlü ölemiyorum der senin yüzünden

Çocuklar ortada kalacak

Ölemez kahrımdan benim

Yaşamak zorunda benim yüzümden

Gözlerindeki ateş bakışlarında söner

Tuttuğun altın olsun der

Çocukluğumu tek anlayan odur

Dünyaların en iyi babası benim babamdır.

Aziz Nesin-Yokuşun Başı-Böyle Gelmiş Böyle Gitmez II

Not:Babası Abdulaziz Efendi 11 Şubat 1962 Pazar günü ,84 yaşında vefat etmiştir.Şiir babasının ölümünden 10 sene önce yazılmış.

Yorum bırakın

Filed under Kitap, Şiir

Telli Kavak- Aydın Gün

Bir telli kavak büyürdü,
Daday’ın Çiydere köyünde usuldan usuldan.
Yerin karanlığından azad olmus,
Aydınlık sular yürürdü ayaklarının ucundan.
Kendi halindeydi telli kavak.
Geceleri gökyüzüne bakarak,
Samanyolunu düşünürdü yaprak yaprak.
Başka sey de dilemezdi.
En uzak rüzgarlara kaptırmıştı başını;
Ona konmayan kuşa kuş,
Ona değmeyen rüzgara rüzgar da denmezdi.

Gel zaman git zaman,
Kızını everecekti Çiydereli Halil
Cebindeki yetmezdi.
Bir gece sabaha karşı;
Ver yansın ettiler baltayı ayak bileklerine Telli’nin.
Uyanıverdi ilk vuruştan
Aman,dedi telli kavak;kıyman!
Sular bulandı ayaklarının ucundan,
Yapraklar yalvardı hep bir ağızdan;vurman!

Aman zaman dinler miydi Çiydereli Halil
Kızını everecekti,cebindeki yetmezdi.
Yıkılıverdi telli kavak,
Ortasına gecenin boylu boyuncak.
Oldu mu ya,dedi telli kavak
Böğründe duran baltaya;
Yaşayıp gidiyorduk şunun şurasında.
Kim gönderecek şimdi selamını suların,
Samanyoluna yaprak yaprak?
Ne olacak şimdi rüzgar?
Kuşlar nereye konacak?

Ordan oraya atıldı telli kavak
Elden ele satıldı.
Boynuna dört demir takıldı
Çankırı’ya beş mavzer atımı uzak,
Bir tepenin duldasına cakıldı.
Telefon direği oldu telli kavak.
Vınladı durdu telefon telleri boynunda.
Samanyoluna baktı geceleri.
Suları düşündü ayaklarının ucunda,
Yapraklarını düşündü,
Rüzgarı düşündü avcunda,
Gözleri dolu dolu oldu.
Bir türkü tutturdu en sonunda;
‘Telefonun tellerine,kuşlar mı konar
Herkes sevdigine cicim,böyle mi yapar?’

Aydın Gün

Aydın Gün Kimdir?

Carl Ebert’in asistanı olan Tenor Aydın Gün Türkiye’de operanın gelişmesine çok büyük katkıları olan değerli bir kültür sanat insanıdır. 19 Şubat 1957’de Ankara Devlet Operasında sahnelenen ve Van Gogh’un hayatı üzerine kurgulanan operanın rejisi Aydın Gün’e aitti. Gün, operayı Ankara dışına taşımak ve İstanbul’da ikinci bir opera oluşturmak için çok çalıştı. Türk operasına daha başından beri damgasını vuran kişilerden biri olan Aydın Gün, yöneticiliğinin yanında birçok eserde başrolleri üstlenmiş ve eserler sahneye koymuştu. Aydın Gün bu birikimini İstanbul’a taşımış; İstanbul Belediyesi Şehir Operasını açmak için bütün hazırlıkları tamamlamıştı. 19 Mart 1960’ta Tepebaşı Tiyatrosunda “Tosca”‘yı seslendirmek için perde açıldı. Dönemin Belediye Başkanı Kemal Aygün’ün de desteğiyle sanat hayatımıza kazandırılan İstanbul Operası, bu tarihten sonra birbirinden güzel eserleri sahnelemeye başlamıştı. Aydın Gün, 1950’li yılların sonlarından itibaren opera klasiklerinden yaklaşık 40 yapıtın rejisini yaptı ve yurtdışında operalar sahneledi. 1951 yılında Rigoletto rejisiyle büyük başarı kazandı. Bunun üzerine devlet tarafından Viyana’ya gönderildi. 1957 yılında Klagenfurt Operası’nda Turandot ve Rigoletto’nun rejisörlüğünü üstlenmiştir. 1966 yılında Paris’te Giacomo Puccini’nin “La Funcuilla del West” operasını, 1972 yılında Nantes kentinde Giuseppe Verdi’nin “Aida” operasını sahneledi. Aydın Gün, Devlet Operası Genel Müdürlüğü ve Uluslararası İstanbul Müzik Festivali’nin Sanat Yönetmenliği gibi görevlerde bulundu, Avrupa Konseyi Kültür Ödülünün yanı sıra 1988 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanıyla onurlandırıldı. İKSV İstanbul Festivali’nin oluşumunda ve gelişiminde büyük katkıları olan ve bir dönem de CRR’nin Genel Sanat Yönetmenliği görevini üstlenen Gün, 1990’larda Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’nde Kültür-Sanat Danışmanı olarak çalıştı, Yapı Kredi Sanat Festivali ve bankanın özel etkinlikleri çerçevesinde 1994-1997 döneminde gerçekleştirilen ikiyüzü aşkın başarılı uluslararası ve ulusal sahne performansının organizasyonunda çok etkin bir rol üstlendi. Aynı dönemde, Yapı Kredi’nin yayınladığı “Büyük Besteler Büyük Ustalar” CD’leri başta olmak üzere çeşitli müzik projelerinde değerli müzisyen Bekir Sıtkı Sezgin’le eşgüdüm içinde çalışan Aydın Gün, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından gerçekleştirilen uluslararası resim sergilerinin projelendirilmesi sürecinde de değerli katkılar koymuştur. İlki 1995 yılında gerçekleştirilen, Yapı Kredi’ye kültür-sanat organizasyonları alanında IPRA’dan altın madalya kazandıran ve bankanın 2000 yılında son verdiği Yapı Kredi Uluslararası Leyla Gencer Şan Yarışması’nın fikir babası ve kurucusu olan Gün, 1990’ların sonunda, eşi Azra Gün ve oğlu, ressam Mehmet Gün’le Berlin’e yerleşti. Aydın Gün, sahne sanatları ve resim başta olmak üzere kültürel ve sanatsal alandaki çalışmalarını Berlin’de sürdürmekteyken, 90 yaşında yaşamını yitirdi.www.tarihtekiler.com

 

 

Yorum bırakın

Filed under Biyografiler, Şiir

Büyütemezsen Kaybolurum-Rabindranath Tagore

Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz..
Bugün varım yarın birden yok olurum..
Dokunma bana,kapanmamış ……yaralarla doluyum..
Canımı acıtma, bir yarada sen açma..
Sevme beni yoğun duygularımda kaybolursun tutuşursun..
…İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum..
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum..
Anlama beni, ben kendimi bilirim,ben böyle mutluyum..
Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum.. Güveniyorsan kendine, inandır aşkın varlığına..
Sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki..!
Vazgeçemezsin tutkun olurum..
Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni..
Tüm tutkularım ve gücümün arkasında..
Hala minik bir çocuğum..
Büyütemezsen kaybolurum…

Yorum bırakın

Filed under Şiir

Felek-Neyzen Tevfik

Yamansın her zaman aldattın beni,

Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek!

Mecnun’sun diyerek Leylâ peşinden,
Issız vâdilere saldırdın felek!

Rehbersin dedin ben ise kördüm,
Elimle başıma çok çorap ördüm.
Kendimi bıraktım âlemi gördüm,
Hesapsız günahlar aldırdın felek!

Şifadır dedin zehir tatdırdın,
Gençliğin okunu boşa attırdın,
Körlerin yurdunda ayna sattırdın,
Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!

Barışmadı gönlüm merd ile zenle,
Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle
Hicran köşesinde bozuk düzenle,
NEYZEN’e her telden çaldırdın felek!

Neyzen Tevfik

Yorum bırakın

Filed under Şiir

Yunus Emre

Tevazu ile gelsin,kimde erlik var ise.

Merdivenden iterler,yüksekten bakar ise.

Kim ki yüksekte gezer,ergeç yolundan azar

Dış yüzüne o sızar,içinde ne var ise.

****************

Ak sakallı bir koca,hiçbilmez ki hal nice

Boşa gitmesin hacca,bir gönül yıkar ise

Gönül çalabın tahtı,Çalab gönüle baktı

İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.

****************

Birkez gönül yıktınsa kıldıgın namaz değil,

Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil

Yol odur doğru vara,göz odur Hakkı göre,

Er odur yerde dura,üstten bakan göz değil.

****************

Doğru yola gittinse,er eteğin tuttunsa,

Birtek hayır ettinse,biribindir az değil.

Yunus sözleri çatar,balını yağa katar

Cok kıymetli mal satar,cevherdir o, tuz değil.

Yorum bırakın

Filed under Şiir

Bir Adam-Özdemir Asaf

Korku dağlarının yürekçisi,

Ölüm denizlerinin kürekçisi;

Öyle suskun oturuyor şişesinin başında,

İçtiğinin hem hırsızı,hem bekçisi,

 

Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.

Dinledikçe susması,düşündükçe susması..

Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,

Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.

 

Özdemir Asaf

3 Yorum

Filed under Şiir