Bay Meraklı-La Linea ( Bay Çizgi)

bay*Yaratıcısı Osvaldo Cavandoli (1 Ocak 1920-3 Mart 2007)-İtalyandır.

*1936-1940 senelerı arasında Alfa Romeo’da teknik tasarımcı olarak çalışmıştır.

*1943 senesinde karikatürle ilgilenmeye başlamış ve ünlü çizgi karakter Calimero’nun yaratıcısı Nino Pagot ile çalışmıştır.

*1950 senesinde bağımsız yapımcı ve director olarak çalışmıştır.

*Çok basit bir çizgi karakter olan Bay Meraklı ( La Linea- Çizgi) ile 1969 senesinde parlamaya başlamıştır.

*Çizgi bizdeki adı ile Bay Meraklı beyaz bir kalemle hayat bulmuş ve ünlü italyan mutfak gereçleri markası Lagostina markasının reklam yüzü olmuştur.

*La Linea Çizgi filmi 90 bölümden oluşmaktadır.

*Serinin müziği Franco Godi tarafından bestelenmiştir

*Bay Meraklı ( Bay Çizgi) Carlo Bonomi tarafından seslendirilmiştir.

Şubat 2013-Sibel Toy

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Araştırma, Biyografiler

Dilenci-Victor Hugo

victorSen, hergün köşe başlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.

İnan yok farkımız birbirimizden.
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin.

Ama ben, tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim,
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldıki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

Victor Hugo

Şubat 2013

Yorum bırakın

Filed under Şiir

Dinle Küçük Adam-Wilhelm Reich-İlk Basım 1948 Amerika

….Sayfa 84

dinleBüyük bir bunalım içinde,gelip gelip aynı soruları soruyorsun;

“Çocuğum çok inatçı,herşeyi kırıp döküyor,geceleri karabasanlarla uyanıyor,aklını derslerine veremiyor,kabızlık çekiyor,benzi soluk,yüreği katı.Ne yapmalıyım?Bana yardım et”

Ya da: “Karım bana karşı cinsel istek duymuyor,beni hiç sevmiyor.Bana işkence ediyor,sinir nöbetlerine tutuluyor,bir yığın erkekle geziyor.Ne yapmalıyım?Söyle!”

Ya da:”Yeni ve çok daha öldürgen,korkunç bir savaş patladı;oysa biz tüm savaşları önlemek için yapmıştık son savaşı.Şimdi ne yapacağız?”

Ya da :”Varlığıyla övündüğüm uygarlık,enflasyon nedeniyle çöküyor.Milyonlarca insan yiyecekten yoksun,ölüm açlığı içindeler,insanlıktan çıkıyorlar.Umutlarını yitirdiler.Ne yapmalıyız?”

“Ne yapmalıyım?” “Ne yapabilirim?” Sonsuz geçmişten beri,yüzyıllardır aynı soruyu soruyorsun.

Hakikati güvenliğe yeğ tutan bir yaşam biçimi içinde elde edilen büyük başarı ve bulgunun yazgısı şudur:Senin tarafından büyük bir açgözlülükle yalanıp yutulmak ve sonra gene senin tarafından dışkı olarak atılmak.

Büyük,yürekli ve yalnız olan birçok adam,ne yapman gerektiğini çoktan söyledi sana.Onların öğretilerini çarpıttın,kırıp döktün ve ortadan kaldırdın.Her seferinde onları ters tarafından yakaladın;büyük hakikati değil  de küçücük yanlışı yaşamının yolgöstericisi olarak gördün.

wilhelmEvini derme-çatma kurdun ve bütün bunları böyle yaptın,çünkü içinde yaşamı duyma yetisinden bile yoksunsun;çünkü çocuklarındaki sevgiyi daha doğmadan öldürüyorsun;hiçbir canlı ifadeye,hiçbir özgür,doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın,doğallığa dayanamazsın çünkü.Dayanamadığın için de,korkuyor ve şunu soruyorsun:”Bay Jones ne der?Yargıç Smith ne der acaba?”

Düşünürken de korkak davranüyorsun,Küçük Adam,çünkü gerçek düşünme eylemi,bedensel duygularla birarada gerçekleşir,sense bedeninden korkarsın.Pekçok büyük adam söyledi sana:”Aslına dön-içinden gelen sesi dinle-gerçek duygularının buyruğuna uy-sevgiyi yeşert,sev-“Ama onların sözlerine kulaklarını tıkadın;sağırdın sen,çünkü kulakların bu sözlerden sağır olmuştu.Söylenenler uçsuz bucaksız çöllerde yitti;hakikati söyleyen yalnızların sesiyse,senin korkunç boşluğun içinde,senin çöllerinde yokoluyor Küçük Adam.

İlk Basım-1948

Şubat 2013

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Paul Auster-Kış Günlüğü

winSayfa142-144

…..Joyce 1920’lerde Paris’teyken,yani bundan seksenbeş yıl önce bir partiye katılmış,yanına bir kadın yaklaşıp, “Ulysses’i yazmış olan elinizi sıkabilir miyim?”diye rica etmiş.Joyce sağ elini kadına uzatmak yerine havaya kaldırmış,birkaç saniye inceledikten sonra ,”Size şunu hatırlatayım madam,bu el başka işlere de yaramıştır,”demiş.En ufak bir ayrıntıya girmemiş,ama ne müthiş bir açıksözlülük ve aynı zamanda ne müthiş bir üstü kapalı söz,herşeyi kadının hayalgücüne bıraktığı için de çok daha etkili.Joyce kadının kendisine o elle ne yaparken hayal etmesini istemişti acaba?Belki kıçını silerken,burnunu karıştırırken,gece yatağında mastürbasyon yaparken,parmaklarını Nora’nın kukusuna sokarken,sivilcelerini patlatırken,dişlerinin arasında kalmış yiyecekleri alırken,burun kıllarını yolarken,kulaklarını temizlerken;işin can alıcı noktası kadına en iğrenc gelecek şey olmak üzere,boşlukları dilediğiniz sözcüklerle doldurabilirsiniz.Senin ellerin de benzer işlere yaradı,tabii herkesin eli bu işleri yapmıştır,ama çoğunlukla eller çok az düşünce gerektiren ya da hiç gerektirmeyen işlerde kullanılır.Kapı açıp kapamak,ampülü yuvasına takmak,telefon numaralarını çevirmek,bulaşık yıkamak,kitap sayfalarını çevirmek,kalemini tutmak,dişlerini firçalamak,saçını kurulamak,havluları katlamak,cüzdanından para çıkarmak,alışveriş torbalarını taşımak,metro kartını turnikeye okutmak,makinelerin tuşlarını basmak,sabah sokak kapısının önündeki merdivenden gazeteyi almak,yatak örtüsünü açmak,biletini tren kondüktürüne göstermek,sifonu çekmek,purolarını yakmak,purolarını kül tablalarına bastırıp söndürmek,pantolonunu giymek,pantolononu çıkarmak,ayakkabılarını bağlamak,parmak uçlarına tıraş kremini sıkmak,oyunlarda ve konserlerde alkışlamak,anahtarları kilitlere sokmak,suratını kaşımak,kolunu kaşımak,kıçını kaşımak,havalimanlarında bavulunu çekmek,bavulunu boşaltmak,gömleklerini askıya asmak,pantolononun fermuarını çekmek,kemerini takmak,ceketini iliklemek,kravatını bağlamak,parmaklarınla masada tempo tutmak,….win2

Aynı eller ( daha önce belirtildiği gibi) bazen insanları yumrukladı,üç ya da dört kez de büyük hayal kırıklıklarında duvarları yumrukladı.O eller yere tabak fırlattı,yere tabak düşürdü,yerden tabak aldı…..Ellerin çocuklarının gövdelerinden tuttu,çocuklarının kıçlarını ve burunlarını sildi,çocuklarını yıkadı,çocuklarının sırtlarını ovdu,çocuklarının gözyaşlarını sildi,çocuklarının suratlarını okşadı.Ellerin dostlarının,iş arkadaşlarının,akrabalarının omuzlarını sıvazladı.Ellerin insanları itti,dürttü,yerden kaldırdı,düşmek üzere olanları kollarından yakaladı,yürüyemeyenlerin tekerlekli sandalyelerini sürdü.Ellerin giyinik ve çıplak kadınların vücutlarına dokundu.Ellerin karının çıplak teninde yukarıdan aşağıya kaydı ve onun her yanına uzandı.Ellerin en çok oralarda mutlu,onu tanıdığın günden beri hep oralarda mutlu olduklarını hissediyorsun;çünkü George Oppen’in şiirlerinden bir dizeyle yorumlarsak,dünyadaki en güzel yerlerden bazısı karının vücudunda.

……………..

Winter Journal-Paul Auster 2011

ŞUBAT 2013

Yorum bırakın

Filed under Kitap

2012-En Çok Kazanan 10 Futbolcu

mes 1:Lionel Andres Messi:33 milyon Euro

Doğum Tarihi:24 Haziran 1987-Arjantin

Klüp:Barcelona

Futbola Başlama yaşı:8

2:David Beckham:31.5 milyon Euro

Doğum Tarihi:2 Mayıs 1975-İngiliz

Klüp:Los Angeles Galaxy

Futbola Başlama yaşı:17

3:Christiano Ronaldo:29.2 milyon Euro

Doğum Tarihi:5 Şubat 1985-Portekiz

Klup:Real Madrid

Futbola Başlama yaşı:8

4:Samuel Eto’o Fils:23.3 milyon Euro

Doğum Tarihi:10 Mart 1981-Kamerun

Klüp:Anzhi Makhachkala-Rus

Futbola Başlama yaşı:-

5:Wayne Rooney:20.6 milyon Euro

Doğum Tarihi:24 Ekim 1985-İngiliz

Klüp:Manchester United

Futbola Başlama yaşı:10

6:Sergio Aguero:18.8 milyon Euro

Doğum Tarihi:2 Haziran 1989-Arjantin

Klüp:Manchester City

Futbola Başlama yaşı:9

yaya7:Yaya Toure:17.6 milyon Euro

Doğum Tarihi:13 Mayıs 1983-Cote d’Ivory

Klüp:Manchester City

Futbola Başlama yaşı:13

8: Fernando Torres:16.7 milyon Euro

Doğum Tarihi:20 Mart 1984-İspanyol

Klüp:Chelsea

Futbola Başlama yaşı:4

9:Ricardo Kaka:15.5 milyon Euro

Doğum Tarihi:22 Nisan 1982-Brezilya

Klüp:Real Madrid

Futbola Başlama yaşı:7

10:Philipp Lahm:14.3 milyon Euro

Doğum Tarihi:11 Kasım 1983-Almanya

Klüp:Bayern Munih

Futbola Başlama yaşı:11

Ocak-2013

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under Haberler, İş Hayatı

Yol Mükellefiyeti Kanunu-Köylü Milletin Efendisidir.

yol19 Ocak 1925 :Yol Mükellefiyeti Kanunu TBMM’de kabul edildi.

Cumhuriyet ilan edildiğinde,ulusal sınırlarımız içinde 13,900 km’si stabilize şose,4,450 km’si toprak olmak üzere toplam 18,350 km yol ağı ve 94 köprü vardı.

Mustafa Kemal Atatürk:

Her gittiğim yerde köylüler benden iki şey istedi: Yol ve Okul” diyerek yola verdiği önemi ifade etmiştir.

Cumhuriyet yıllarında ilk hedef;

-Yerleşim birimleri arasındaki seyahat süresini kısaltan,

-Ülke içinde ulaşılamayan yerlere erişen,

-Yurt savunmasına,güvenliğe ve ülke imarına hizmet eden,

-kültür,sanat ve eğitimin saygınlaşmasını sağlayan bir ulaşım sistemidir.

1925 senesinde kabul edilen yol mükellefiyeti kanuna göre,

Madde 1:Ülke topraklarında oturan 18-60 yaş arasındaki bütün erkekler yol yükümlülüğüne tabidir,yani yol yapımında çalışacaklardır.Ancak,sakatlıklarını raporla belgeleyebilenler,öğrenciler ve silah altında bulunan ordu ve jandarma mensupları bu yükümlülükten muaftır.Ayrıca hayatta 6 çocuğu bulunanlar da bu yükümlülükten muaftırlar.

Madde 2:Yükümlülük yılda 6 günden az ve 12 günden çok olmamak üzere,il genel meclislerince belirlenir.Bir günlük süre ortalama bir işçinin iş görebileceği kadardır.İllerde bedenen çalışmaların başlama ve bitiş saatleri il genel meclisleri tarafından belirlenir.

Madde 3:Yükümlülük esas olarak yerel yolları,yani devlet yolları dışında kalan yolları kapsamakta,ancak,il meclislerinin isteği üzerine yükümlüler devlet yollarında çalıştırılabilirler.

Madde 4-Madde 5:Çalışmak durumunda olan yükümlü oturduğu yerden en fazla 8 saat uzaklıktaki bir yol işinde çalıştırılabilir.Şayet yapılmakta olan yollar 8 saatten uzaktaysa köylerde oturanlar il genel meclisi kararı ile nahiye yollarında çalıştırılabilir.

Madde 6:Bu yükümlülük nakdi olarak da yerine getirilebilir.Yükümlülüğünü nakdi olarak yerine getirmek isteyenler her yıl yerel işçi ücretini aşmamak üzere belirlenecek aylarda bu yükümlülüklerini iki taksit halinde ödeyebilirler.

Madde 7: Belirlenen yükümlükleri bedenen yada nakdi olarak yerine getirmek isteyenlerin isimleri muhtar ve ihtiyar meclisi tarafından her yılın Aralık ayı başından Ocak ayı sonuna kadar il genel meclisine bildirilir.Şubat ayı içerisinde de alınır.

Madde 14:Yol bedeli nakdisi muhtar ve ihtiyar heyeti veya özel idarelerce görevlendirilen memurlar tarafından makbuz karşılığı toplanır ve bu makbuzlar ait olduğu sandığa iletilir.

Madde 15:Muhtar ve ihtiyar heyetine,toplanacak paranın yüzde ellisini toplamaları halinde ,topladıkları paranın yüzde ikisi,yetmişbeşi toplandığında yüzde üç, yetmişbeşinden üstü toplandığında yüzde beşi ikramiye olarak verilir.

Madde 17:Yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınanlar,mühendis tarafindan yetkiliye yazılı dilekçeyle bildirileceği ve bu hükümde  mükellefler zorla ve gerekli durumda jandarma denetiminde çalıştırılacağı belirtilmektedir.

Yirmiüç maddeden oluşan Yol Mükellefiyeti Kanunu daha çok zorunlu yol çalışmasını getiren yasa olarak anılmaktadır.Bu durum meclis tartışmalarında özellikle vurgulanmıştır.Böylece,hazırlanan kanunun öngördüğü yol parasü ödeyebileceklerin sayısı bu dönemde çok az olduğu için Anadolu halkının büyük çoğunluğu yükümlülüklerini yollarda çalışarak yerine getirmiştir.

Yasa 1950’li yıllara kadar uygulanmıştır.

Kaynakça: Karayolları Genel Müdürlüğü:Dünden Bugüne Karayolları-Tarihçe

Yol Mükellefiyeti Kanunları ve Uygulamaları: Mersin Üniversitesi,Tarih Ana Bilim Dalı,Yüksek Lisans Tezi-Resul Akgül,Haziran 2001

Ocak 2013

Yorum bırakın

Filed under Araştırma

Yazar Ormanları-Siz Okudukça Türkiye Çöl Olmayacak!

SabahattinOrmanlarımız bizim geleceğimiz, onları korumak da kitapseverler olarak çevreye borcumuz.

İstiyoruz ki biz okurken doğal ormanlarımız yok olmasın, yeşiller gelecek nesillere kalsın. İşte bu sebeple, idefix‘ten her sene satılan kitaplar için kesilen ağaçları doğaya geri kazandırıyoruz. TEMA ya da ÇEKÜL birlikteliğinde her sene gerçekleştirdiğimiz bu ormanlarımıza da, idefix üyelerinin oylarıyla belirlediğimiz yazarlarımızın isimlerini veriyoruz. Üyelerimizin oylarıyla belirlediğimiz ilk ormanımız Yaşar Kemal‘e (2009), ikincisi Nazım Hikmet‘e (2010) ve üçüncüsü  Sabahattin Ali‘ye (2011), dördüncüsü de Aziz Nesin’e (2012) ithaf edildi.

Umuyoruz ki; sizlerin de desteğiyle, daha pek çok yazarımızın adı, kurulacak olan yeni ormanlarda yaşamaya devam edecek.Idefix Yazar Ormanlari.

Idefix.com sitesinden alıntıdır.http://www.idefix.com/kitap/yazarormanlari.asp

Ocak 2013

Yorum bırakın

Filed under Haberler, Kitap